top of page

İstediğini Elde Edememek: Bazen Büyük Bir Şanstır


Bazı cümleler vardır; ilk duyduğunda içini hafifçe acıtır, sonra günlerce zihninin bir köşesinde durur.

“İstediğini elde edememek bazen büyük bir şanstır.”

Çünkü bu söz, “olmayan”ın içinde saklı bir armağan olduğunu ima eder. Ve çoğu zaman, biz acı çektiğimiz için değil, acıyı “yanlış anladığımız” için yoruluruz. Olmayanı bir başarısızlık gibi okuruz. Reddedilmeyi değersizlik olarak algılarız. Geciken şeyi kayıp zannederiz.

Oysa bazı “hayırlar” çok gürültülü değildir. Kapıyı çarpmaz. Sadece açılmaz.

 

1) Arzunun maskesi düşer: “Ben aslında ne istiyordum?”

İnsan bazen bir şeyi, onu gerçekten istediği için değil, temsil ettiği duyguya ulaşmak için ister; bir iş, bir ilişki, bir fırsat, bir ev, bir şehir…

Çoğu zaman “istiyorum” diye biten cümlelerin altında şunlar yatar:

·      Güvende hissetmek istiyorum,

·      Onay görmek istiyorum,

·      Kontrol bende olsun istiyorum,

·      Yalnız kalmayayım istiyorum,

·      Değerli olduğumu kanıtlamak istiyorum.

 

İstediğin olmayınca bu acı verir, evet. Ama aynı zamanda “Arzunun nesnesine değil, ihtiyacın köküne bakma kapısı”nı açar.

Bu, bilgeliktir: doğru soruyu bulmak.

 

2) Tutunmayı görürsün: “Bunu olmazsa eksik miyim?”

Budist öğretilerde acının önemli bir kaynağı tutunma olarak anlatılır. Zihin bir şeye “olmazsa olmaz” etiketi yapıştırdığında yaşam daralır.

“Bu olmalı.”

“Böyle gitmeli.”

“Benim planım buydu.”

Ve hayat, çoğu zaman bizim planlarımıza gülümser.

İstediğin olmadığında ortaya çıkan o sıkışma hissi, aslında çok değerli bir öğretmendir. Çünkü sana şunu gösterir:

Ben, bu isteğe ne kadar yapışmışım?

Ben, bu isteği kimliğime mi çevirmişim?

Tutunmayı görmek, tutunmayı çözmeye başlar.

 

3) Hayat bazen seni korur: “Yanlış kapı kapanınca doğru yol görünür”

“İyi ki olmamış” diyeceğin türden bazı kayıpların değeri, sonradan anlaşılır.

Bazen bir ilişkinin bitmesi, seni daha büyük bir yaradan korur.

Bazen alınmayan bir iş, sana daha iyi bir alan açar.

Bazen tutulmayan bir söz, seni gerçek bir sadakatle tanıştırır.

Bunu romantize etmek istemem: O anda zor olabilir. Ama sonradan şunu fark edersin;

hayatın bazen “Hayır” demesi, senin iyiliğine “Evet” deme yoludur.

 

4) Esneklik kasın gelişir: “Yeniden kurabilirim”

İstediğini elde edememek, kontrolün sende olmadığını hatırlatır. Ama bunun yanında çok güçlü bir şeyi de öğretir: Yeniden kurabilirim.

Esneklik, kaderine razı olmak değildir.

Esneklik, kırıldığın yerde kalmak değil; kırıldığın yerden yeni bir düzen kurabilmektir.

Ve her “yeniden kurma”, insanı biraz daha bilge yapar. Çünkü artık tek bir kapıya bağlı kalmazsın. Tek bir senaryoya saplanmazsın. Zihin, seçenek üretmeyi öğrenir.

 

5) Tevazu ve şefkat doğar: “Herkesin kaybı var”

İstediğini elde edememek insanı yumuşatır.

İnsanın “Her şey benim kontrolümde olmalı” zırhını çatlatır.

Bu çatlaklardan şefkat sızar. Kendine karşı da, başkalarına karşı da…

Çünkü anlarsın: Herkesin bir kaybı var, herkesin bir olmamışı, herkesin bir yarım kalmışlığı…

 

Ve belki de en büyük bilgelik şudur:

Her şey istediğin gibi olmayabilir ama sen yine de hayatın içinde kalabilirsin.

 

Küçük Bir Pratik: Olmayana Bilgelikle Bakmak

Bir deftere (ya da telefon notlarına) şu dört cümleyi yaz ve tamamla:

“Bunu istediğimde aslında … arıyordum.”

“Olmayınca en çok … duygusu ortaya çıktı.”

“Bu durum bana … öğretmeye çalışıyor olabilir.”

“Bugün daha bilge bir adım olarak … seçebilirim.”

Bu pratik, “olmayanı” yok saymaz. Onu bir öğretmene dönüştürür.

 

Çünkü bazı dersler, ancak kapı kapanınca öğrenilir.

 

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page