top of page

Bizim Engelimiz de Farkındalık Eksikliği Olabilir mi?

Güncelleme tarihi: 6 Şub


Yazar Nalan Yılmaz, görme engelli anne babanın gören kızı Işık’ın romanını yazarken günlük hayatımızda da karanlıkta kalan bir konuya da ışık tutmuş oluyor. KKM Yayınları tarafından okuyucuya ulaştırılan Işık’ın Yolu, engellilerin hayatı üzerine konuşurken kendi farkındalıklarımız üzerine tutuyor spot ışıklarını… Engellilik üzerine konuşurken gerçekten neden bahsettiğimizin farkında oluyor muyuz? Bizim engelimiz de bu farkındalık eksikliği olabilir mi? Toplumsal empati yoksunluğunu, ahlak ve adalet duygusunun gelişmemiş olmasının sorunları derinleştirdiğini vurgulayan Yılmaz, “Bir yardım, bağımsızlığa değil de bağımlılığa hizmet ettiğinde karşı taraf için engel oluşturabilir” diyor.

 

Işık’ın Yolu isimli çocuk romanınızda, toplumsal bir konuyu, görme engellilerin yaşam içinde karşılaştıkları zorlukları ele alıyorsunuz. Bu konuyu seçmenizde etkili olan motivasyon kaynağı neydi?

Engelliler konusuna dikkat çekmek, zihinsel ve duygusal bir köprü kurarak çocukları bu konuda düşünmeye yönlendirmek amacıyla yazıldı bu kitap. Ülkemizde istatistiki veriler, kaynaklara ve tanımlara göre değişebiliyor. Görme engelli bireylerimizin nüfusa oranı yüzde 8,4 iken ortopedik engeli olanların yüzde 8,8, işitme engellilerin oranı yüzde 5,9, zihinsel engele sahip olanların oranı da yüzde 29,2. Bu oranlar kayıtlı engellilere ait. Kayıt dışı kalmış kişileri de eklediğimizde sayılar artıyor.

Son yıllarda sosyal medyanın da desteği ve kışkırtmasıyla bireyler “görünür” olmak için sık sık paylaşım yaparak “Ben buradayım, beni fark edin” diyor. Görülmesi gereken gruplarsa sessiz, sözsüz bir duruşta! Sadece sosyal medyada ya da fiziksel mekânlarda değil, toplumsal bilinçte de yeterince görülmeyerek gündelik hayatın dışında tutuluyorlar. Umarım “Işık’ın Yolu” ve benzeri kitaplar çocuklarda istenen farkındalığı yaratır.


Nazan Yılmaz’ın çocuklar için kaleme aldığı Işık’ın Yolu kitabı, engellilik üzerine getirdiği bakış açısıyla her yaştan okuyucuya hitap ediyor.
Nazan Yılmaz’ın çocuklar için kaleme aldığı Işık’ın Yolu kitabı, engellilik üzerine getirdiği bakış açısıyla her yaştan okuyucuya hitap ediyor.

Yazarken zorlandığınız yerler oldu mu? Bu engelleri nasıl aştınız?

Romanda hikâyeyi öne çıkarmak önemli. Bu başarıldığında, mesaj arka planda kendiliğinden oluşuyor. Hayatın zor yanlarını çocuğun yaşına uygun, incelikli bir dille, duygu derinliğiyle yazmak ve okurda duygusal baskı yaratmamak kıymetli. Anne babası görmeyen bir çocuğu, geleceğe umutla bakan kişi olarak betimlemek ve onu yaşadığı tüm zorluklara karşın hayatla barışık biri olarak kurgulamak zor, fakat romanın omurgasını oluşturduğu için önemliydi. Sahaf Parla ile amca Tarık karakterleri Işık’ın düşsel dünyasını ve güven duygusunu geliştirmesi bakımından önemli karakterler. Market sahnesi ve baston kullanmayı reddeden annenin inadının sonunda kırılması, lise mezunu olması için iknası gibi geçişler de inandırıcılığı sağlamak bakımından zorlayıcıydı diyebilirim.


Görme engeli üzerine okurken ya da konuşurken “Göz kendini göremez” sözü düşüyor zihnime. Sizin bu konudaki görüşlerinizi duymak isterim. İnsan kendisini nasıl görebilir?

Toplumsal varlık olarak dışsal bir aynaya ihtiyacımız var. Bireyin kendini nesnel olarak değerlendirmesi kısmen mümkün olabilir ama tam anlamıyla olası değil diye düşünüyorum. Bazen, ürettiklerimiz bize bizi anlatır. Doğa, zaman zaman insana güçsüzlüğünü anımsatır hatta bazen hadsizliğini yüzüne çarpar. Kendi iç sesimiz de elbette çok önemli. Başkalarının gözünden kendimizi görebilmeli. Aldığımız eleştiriler, onaylar, yaşadığımız çatışmalar... Hepsi birer bilgi.

“Ben kimim, nasıl biriyim?” sorularının yanıtları için kendimizi soyut bir düşünmeyle irdelemek yeterli değil, sosyal etkileşim içinde kalarak başkalarının aracılığıyla gelen bilgileri de harmanlamak gerekir kanımca. Öte yandan, insan sürekli değişim içinde olduğundan bu soruların kesin ve durağan bir yanıtı yoktur diye düşünüyorum.


Kendinizi sıkışmış, zorlanmış hissettiğinizde baston olarak nereden, neden ya da kimlerden destek alırsınız? İnsan kendisine baston olabilir mi?

İnsanın en iyi yardımcısı yine kendisidir, sözüne inanırım ancak sosyal bir varlık olarak her şeyle tek başına mücadele edebilmek bazen mümkün olmayabilir. Sorunlar boyumuzu aşmadan destek istemeyi bilmeli. Şanslıyım ki sorun çözme kabiliyeti yüksek, yetişkin iki çocuğum ve aklına, yöntemlerine güvendiğim dostlarım var. Yani şanslı azınlıktanım diyebilirim.


Romanda gördüğümüz bir şey var: Işık, evde kalıp ders çalışmak istediğinde engelli annesi itiraz ediyor. Sokakta müzik yaparken onun da yanlarında olmasını istiyor. Zaman zaman desteğin kendisinin bir engel oluşturabileceği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bir yardım, bağımsızlığa değil de bağımlılığa hizmet ettiğinde karşı taraf için engel oluşturabilir. Romandaki görme engelli annenin kızından beklentileri, okula giden bir çocuk için bazen fazla oluyor. Evde kalarak ödevlerini yapmak isteyen çocuğuna, kendince haklı sebeplerle tepki gösteriyor. Bu da ilişkilerini bozuyor, evde gerginliğe yol açıyor. Domino taşı etkisiyle çocuğun endişesi artırıyor. Dediğiniz gibi zaman zaman desteğin kendisi engel olabilir. Bir gözlemimi paylaşmak isterim. Bir arkadaşımın görme engelli ağabeyi çekinmeden, tek başına şehirlerarası yolculuklar yapıyor. Gittiği şehirde, olabildiğince kimseye bağımlı olmadan kamusal alanda dolaşıyor. Tabii, beyaz baston kullanmanın önemi ve yaşamsal değeri bu örnekte öne çıkıyor. Bu kişinin bir şehirden bir şehre gitmesini yakınları sağlasaydı o şimdiki kadar özgür olamazdı.


EMPATİ YOKSUKLUĞU SORUNU DERİNLEŞTİRİYOR

Yaşamın içinde engellilerin en çok karşılaştıkları sorunlar neler ve bu konuda bizler neler yapabilir, çocukları nasıl eğitebiliriz?

Engelli olmak başlı başına bir sorun. Toplumsal empati yoksunluğu, ahlak ve adalet duygusunun gelişmemiş olması sorunları derinleştirmekte. Kamusal alanda görme engeli olan kişilere yardım ederken bazı kurallara uymamız gerekir. Sen diliyle değil siz diliyle konuşmalı. Saygı gereği dokunmadan önce onayları alınmalı. Yardım amacıyla da olsa yabancıların izinsiz dokunması onları hem korkutuyor hem de kızdırıyor. Yardım talebinizi kabul ettiğinde o sizin kolunuza girecektir çünkü beden hareketlerinizi (hızlı mısınız, yavaş mısınız, durdunuz mu) en iyi bu şekilde hissedebilir. Kaldırımların işgal altında olması hepimiz için önemli bir sorun ama görmeyenler ve tüm engelliler için ayrıca yaşamsal sorun. Unutmayalım ki toplumdaki her birey engelli adayıdır.


Romanda şöyle bir cümle var: Görmeyenler görenlerden çok daha düzenli… Düzen sizin için ne demek? Gören birisi için düzen zaman zaman olanı görmeye engel olabilir mi?

Görmeyenler için düzen zorunlu, kimi durumda hayati. Görenler için düzen eğer takıntı düzeyindeyse görmeyi engelleyebilir. Evdeki ilişkileri zedeleyebilir. Bu boyutta artık ev ortamında düzenden değil üzen bir şeyden bahsetmek gerekir. Benim içinse düzen sevdiğim ancak bazen başaramadığım bir şey.


Ayırdığınız zaman için çok teşekkürler. Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Birbirinden ilginç, fark yaratan sorular üzerine düşünmek, yanıtlamak çok keyifliydi. Söyleşi için ben de çok teşekkür ederim.

 

IŞIK’IN YOLU

KeKeMe Yayınları

Eylül 2024

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page