top of page

Duyguların Uzaktan Kumandasını Kırmak: Budist Dharma ve Dingin Zihin


“Biri senin istediğin gibi davranmadığında mutsuz, bir diğeri hoşuna giden bir şey söylediğinde mutlu olacaksın, öyle mi? Ve tüm gün, bu dalgalar arasında inip çıkacaksın. Modun sürekli uzaktan kumanda ile çalışacak, öyle mi?"

​Bu sorular, modern hayatın çoğumuz için kanıksanmış olan, bitmek bilmez duygusal gelgitlerini tam anlamıyla ortaya koyuyor. Dış koşullar, başkalarının eylemleri veya sözleri tarafından bir aşağı bir yukarı savrulduğumuz, adeta modumuzun uzaktan kumandasını başkalarının eline verdiğimiz bir yaşam biçimini ne kadar da net özetliyor!

​Ancak Budist Dharma, bize bu “uzaktan kumandalı” yaşam döngüsünden çıkışın bir yolunu sunar: Upekkha (serinkanlılık veya denge).


Upekkha: Dalgaları İzlemek

Budist öğretiye göre, acının (Dukkha) temel nedenlerinden biri, her şeyin kalıcı olmasını istememiz ve geçici olana (aniccā) tutunmamızdır. Hayatın akışında her şey sürekli değişir; formlar, duygular, düşünceler, hatta bilinç... Bu, hem iyi hem de kötü deneyimler için geçerlidir.

​Serinkanlılık (Upekkha), duygu ve düşüncelerin peşinden sürüklenmeden, olanı olduğu gibi görme yeteneğidir. Bu, duygusuzluk veya kayıtsızlık anlamına gelmez; tam tersine, yüksek düzeyde bir farkındalık ve denge durumudur.


​Gelin şöyle bir düşünelim… ​Hoşa giden bir övgü geldiğinde, zihin coşkuyla dolup taşar. Serinkanlı zihin, bu coşkuyu tanır, ancak ona yapışmaz. Bilir ki, bu coşku da tıpkı bir rüzgar gibi geçip gidecektir.

​Bir eleştiri veya anlaşmazlık yaşandığında, zihin öfke veya hüzünle tepki verir. Serinkanlı zihin, bu duyguyu gözlemler ve şöyle der: “Bu, benim duygum. Olayın kendisi bu duyguyu yaratmadı; ben ona tepki verdim. Bu duygu da geçici!”


Duyguların ve Düşüncelerin Peşinden Gitmemek

​Dharma'nın bize öğrettiği en önemli derslerden biri, düşünce ve duyguların sadece zihin nesneleri olduğudur. Onlar, bizim “ben” dediğimiz sabit özün bir parçası değildir; sadece zihinde gelip giden geçici formlardır.

​Duygusal “uzaktan kumanda” döngüsünü kırmanın anahtarı, gelen her düşünce ve duygunun peşinden koşmamaktır. Bu süreci nasıl idare edeceğiz, diye sorarsanız adımlarımız şöyle:

​Tanı: Duyguyu etiketle. (Öfke, sevinç, kaygı...)

Kabul et: Duygunun orada olmasına izin ver. Onu bastırmaya veya itmeye çalışma.

Bırak: Ona enerji verme. Onu bir gerçeklik olarak algılamaktan vazgeç.

​Bu uygulama, bir nehrin kenarında oturup suyun akışını izlemeye benzer. Su (duygular ve düşünceler) akmaya devam eder, ancak siz nehre atlayıp sürüklenmezsiniz. Olanı, olduğu gibi görürsünüz.


​Serinkanlı Olmak: İçsel Özgürlük


Hayat, eninde sonunda acı ve tatlı anların, övgü ve eleştirinin, kazanma ve kaybetmenin bir karışımıdır (sekiz dünya dharması).

​Eğer mutluluğumuzu veya huzurumuzu bu değişken dış koşullara bağlarsak, sürekli olarak “uzaktan kumanda”nın esiri oluruz. Ancak serinkanlılığı bir dayanak noktası yaptığımızda, dış dünya dalgalansa bile içsel dinginliğimiz sarsılmaz.

​Serinkanlılık, bize “tepki verme ile cevap verme arasındaki o değerli anlık boşluğu” sunar. İkisinin arasındaki farkı ortaya koymak için tepki nedir, cevap nedir sorularının yanıtını da buraya ekleyelim. Tepki, otomatik koşullanmış, duygusal bir dürtüdür. Oysa cevap, farkındalıkla, dengeli bir zihinden verilen bilinçli bir yanıttır.


Sıklıkla karıştırılan bir konu da var; serinkanlılık, hayatınızdaki zorlukları yok saymak değildir. Serinkanlı olmak zorluklar karşısında dahi zihinsel özgürlüğünüzü korumaktır. Bu, Budist uygulamanın bize sunduğu en büyük hediyedir. Uzaktan kumandayı kırın ve kendi zihninizin efendisi olun. Dinginlik her zaman içeride, sizi bekliyor. Kolay mı? Değil, ama çabaya fazlasıyla değer.

Bunun için şu pratiklerden yararlanabilirsiniz…


Günlük Serinkanlılık (Upekkha) Pratikleri


​Upekkha pratikleri, duygularınızın ve düşüncelerinizin peşinden gitmeme kasınızı güçlendirmenize ve modunuzun uzaktan kumandasını geri almanıza yardımcı olur.


​1- 10 Dakikalık Farkındalık Meditasyonu

Bu, zihnin dalgalanmalarını olduğu gibi görmenin temelidir.

Nasıl Yapılır? Sabah ilk iş veya gün içinde sakin bir zamanda, rahatça oturun. Gözlerinizi kapatın ve dikkatinizi nefesinize odaklayın (giriş ve çıkış hissi).

Amaç: Zihniniz dağılacak (ki dağılması normaldir). Bir düşünce, bir duygu veya bir yargı ortaya çıktığında, onun peşinden sürüklenmek yerine, onu sadece bir “düşünce” veya “duygu” olarak fark edin. Nazikçe dikkatinizi tekrar nefesinize getirin.

​Serinkanlılık Bağlantısı: Bu pratik, düşüncelerinize tepki vermek yerine onları gözlemleme alışkanlığını geliştirir. Zihninizdeki tüm içeriğin gelip geçici olduğunu, sizin o içerik olmadığını anlamaya başlarsınız.


​2- "Gördüm, Etiketledim, Bıraktım" Tekniği

Gün içinde güçlü bir duygusal tepki hissettiğinizde (mutluluk, öfke, endişe vb.) hemen uygulayabilirsiniz. Bu, uzaktan kumandanın düğmesine basılmadan önce araya giren boşluktur.

Gördüm (Tanı): Duygunun bedendeki etkisini ve zihindeki ortaya çıkışını anında fark edin. (Örnek: Karnımda gerginlik, göğsümde sıkışma oldu.)

Etiketledim (Adlandır): Zihninizde veya sessizce “öfke”, “yargı”, “memnuniyetsizlik” gibi basit bir kelimeyle etiketleyin. Bu etiketleme, duygu ile aranıza bir mesafe koyar.

Bıraktım (Sürüklenme): Etiketi koyduktan sonra, o duyguya enerji vermeyi, onun hikayesini düşünmeyi veya peşinden koşmayı bırakın. Sadece nefes alın ve duygunun kendi kendine çözülüp gitmesine izin verin, tıpkı gelen ve giden bir bulut gibi…


​3. Zihinsel Hava Durumu Kontrolü (Günde Üç Kez)

​Telefonunuzda veya bilgisayarınızda bir hatırlatıcı kurarak günde 3 kez (örneğin, sabah, öğle, akşam) kısa bir özkontrol yapın.

​Şu sorular yardımcı olur:

“Şu anki modum (duygu durumum, ruh halim) ne, nasıl?”

​“Bu durumu, bu ruh halini ne başlattı?” (Dışsal bir olay mı, içsel bir düşünce mi?)

​“Bu duruma ne kadar sıkı tutunuyorum?”

​Amaç: Bu kısa kontrol, duygusal tepkilerinizin farkına varmanızı sağlar ve size “otomatik pilotta” olmadığınızı hatırlatır. Cevap ne olursa olsun, sadece not alın ve yargılamadan o ana geri dönün.


​4- Tek Görevlilik (Mindful Monotasking)

Günün bir görevini (diş fırçalama, bulaşık yıkama, yürüme vb.) tamamen farkındalıkla yapmaya odaklanın.

Nasıl yapılır? Bulaşık yıkarken sadece suyun sesini, sabunun kokusunu ve ellerinizdeki sıcaklığı fark edin. Düşünceler geldiğinde (örneğin, "Yarın ne yapacağım?") onları fark edin ve tekrar görevin kendisine geri dönün.

​Serinkanlılık bağlantısı: Hayatın en sıradan anlarında bile tamamen mevcut olmayı öğrenmek, zihnin sürekli geçmişe veya geleceğe gitme eğilimini (yani duygusal dalgalanmaların kaynağını) azaltır. Olanı olduğu gibi, yargılamadan kabul etme becerisini güçlendirir.

​Bu pratikleri tutarlı bir şekilde uygulamak, zamanla size tepki göstermeden önce nefes alma ve dengeleyici bir seçim yapma yeteneği kazandıracaktır.


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page