Eşyaları Katlamak: Kalbin Ferahlamasına Giden Yol
- Özlem Çetinkaya

- 7 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Odamı toplamamın, eşyalarımı özenle katlamanın basit bir görevden öte, derin bir minnet pratiği olduğunu bilseydim... Çocukken annem “Odanı topla" dediğinde, o sözlerin ardındaki manevi zenginliği idrak edebilseydim, inanın bana, bir an bile ikiletmezdim.
Siz de öyle değil misiniz? Bazen hayatın akışında kendimizi küçük, günlük işlerin mekanik tekrarına kaptırırız. Odanın düzenlenmesi, çamaşırların katlanması, bir yemeğin hazırlanması... Bunlar sadece “yapılması gerekenler” listesindeki maddelerdir. Oysa bu eylemlere bilinçli bir özen ve şefkat kattığımızda, sıradan olanın içindeki olağanüstü dönüşümü deneyimleriz.
Diyelim ki, üzerinizden çıkardığınız o yumuşacık kazağı katlıyorsunuz. Rutin bir hareket, değil mi? Peki ya bu defa, elleriniz kazağın dokusuna değerken, içinizden “Teşekkür ederim, kazağım. Beni sıcak tuttuğun için, soğuktan koruduğun için sana minnettarım. Benim ısındığım gibi, yeryüzündeki tüm varlıkların da huzurla, güvenle ve şefkatle sarmalanmasını diliyorum” diyen bir ses yükselse…
Bu kazağın oluşumuna katkıda bulunan her şeye minnetinizi sunsanız, nasıl olur? Pamuğun yetiştiği toprağa, ipliklerin boyandığı suya, o ipliği sabırla ören ellerin emeğine, mağazada onu size sunan kişiye... Hatta onu ilk giydiğinizde duyduğunuz rahatlığa bile…
İşte tam bu noktada, o basit katlama eylemi bir meditasyona dönüşür.
Özen: Kalbinizin Penceresi
Eşyalarınıza gösterdiğiniz özen, aslında kendinize ve yaşadığınız alana gösterdiğiniz saygının bir yansımasıdır. Özenle katlanan her giysi, yerli yerine konulan her kitap, sadece dış dünyada değil, zihninizin içinde de bir düzen ve ferahlık yaratır.
Dağınık bir oda, zihnin karmaşasını; özenle düzenlenmiş bir köşe ise içsel huzuru simgeler. Her şeyin ait olduğu yerde olması, zihinsel enerjinin gereksiz arayışlar ve dikkat dağıtıcı unsurlarla harcanmasını engeller. Bu, beynimize verilen “Her şey yolunda, güvendesin” mesajıdır.
Şefkat: Işığın Kaynağı
Minnet ve şefkat dolu bir yaklaşımla yaptığınız bu küçük işler, kalbinizi besler. Bir objeye dokunurken ona teşekkür etmek, o objeyle kurduğunuz ilişkiyi dönüştürür. Artık o sadece bir “eşya” değil, size hizmet eden, hayatınızı kolaylaştıran bir “dost”tur.
Bu minnet duygusu, kalbinizin ferahlamasına yol açar. Gündelik yaşamın stresi ve ağırlığı, bu küçük anlarda eriyip gider. Negatif düşüncelerin ve yargıların yerini, derin bir kabul ve bağlantı hissi alır.
Bu pratik, sadece eşyalarla sınırlı kalmaz. Yaptığınız her işe bu özenli ve şefkatli yaklaşımı taşıdığınızda:
Zihniniz aydınlanır. Basit bir göreve odaklanmak, zihni “an”a getirir ve gereksiz düşünce gürültüsünü susturur. Bu netlik, daha yaratıcı ve çözüm odaklı olmanızı sağlar.
Kalbiniz yumuşar. Minnet, eleştirel sesi susturur ve koşulsuz sevgiyi büyütür. Bu şefkat, önce size, sonra da çevrenizdeki tüm varlıklara yayılır.
Çocukluğumuzda “Odanı topla” bir komuttu, bir zorunluluktu. Yetişkinliğimizde ise bu komut, kalbimize ve zihnimize sunduğumuz değerli bir hediyeye dönüşebilir.
Haydi, siz de üzerinizden çıkardığınız o kazağa özenle dokunun, onu katlarken evrene bir minnet dalgası gönderin. Göreceksiniz, o küçük eylem, ruhunuzun en derin köşelerinde büyük bir huzur ve aydınlanma başlatacaktır.






Yorumlar