Taç çakrası en yüksek insan mükemmelliğinin kaynağıdır ve genellikle kafanın üstünde durur halde temsil edilir. Gökkuşağının tüm renkleriyle parlar fakat baskın renk mordur. Bu çakranın dış çiçekleri 960 yapraktan oluşur. İçinde bulunan ikinci bir çiçek beyaz ışıkla parlayan 12 taç yapraktan oluşur.

Nasıl spektrumun tüm renkleri renksiz ışıkta birleşiyorsa, en yüksek çakra da düşük merkezlerin tüm enerjisini içinde barındırır. Öteki çakra merkezlerinin hepsinin kaynağı ve başlama noktasıdır. Tüm oluşmamış şekillerin ve niteliklerin bulunduğu oluş düzeyiyle burada birleşir.

Burada kendimizi evimizde hissederiz. Hayat yolculuğuna buradan başladık ve gelişimimizin sonunda buraya döneceğiz. Hepimizin parçası olan temel ilahi ilkeyle birliği burada yaşarız. Kişisel enerji alanımız evrenle bir olur.

Önce zihinsel, sonra sezgisel olarak  kavradığımız her şey şimdi tam anlayış noktasına ulaşıyor. Bize yedinci çakrayla verilen farkındalık, üçüncü göz çakrasıyla verilen bilginin çok ötesinde, çünkü artık algıladığımız nesneden ayrı değiliz. Çeşitli yaratılış ifadelerini, parçası olduğumuz ilahi bir bilinç oyunu olarak yaşıyoruz.

Yedinci çakranın açılım yolu mor renkle belirtilir. Mor, meditasyon ve kendini aramanın rengidir. Altı düşük enerji merkezini bilinçli etkileme olanağı bulunmasına rağmen yedinci çakra durumunda yapabileceğimiz tek şey kendimizi açarak oluşun üzerimizden geçmesine, bizi aşmasına izin vermek.

Yedinci çakra açıldığında diğer altısında kalan tüm tıkanıklıklar çözülür ve enerjileri mümkün olan en yüksek frekanslarda titreşmeye başlar. Her çakra, kendi düzeyinde, ilahi oluşun bir aynasıdır ve kendini mümkün olan en yüksek potansiyelle ifade eder.

Taç çakrası tamamen uyanır uyanmaz, kozmik enerjileri emme görevi sona erer ve enerjiyi kendi şekliyle yayar. Çıkan bir lotus çiçeği başın üstünde saf ışıktan bir taç oluşturur.

UYUMLU ÇALIŞMA

Yedinci çakradaki engeller ötekilerden hiçbirine benzemez. Sadece daha yüksek veya daha düşük miktarlara dönüştürülebilirler.

Taç çakranız açılmaya başladığında, iç oluşla dış yaşam arasındaki bölünmenin geri plana itildiği anları daha çok yaşayacaksınız. Bilinciniz tamamen sakin ve açık olacak ve benliğinizin maddede bulunan saf oluşun bir parçası olduğunu göreceksiniz.

Taç çakrası geliştikçe bu anlar daha sık yaşanacak ve sonunda kalıcı gerçekliğe dönüşecekler. Eğer benliğiniz aydınlanmanın bu son basamağına hazırsa, beklediğiniz şey birden bire olabilir. Uzun bir rüyadan uyandığınızı ve artık sonunda gerçeklikte yaşamaya başladığınızı hissedeceksiniz. Gelişiminizde hiçbir geri adım atılmayacak. Kendinizi boş bir kaba dönüştürdünüz ve ilahi oluş bu kabı ağzına kadar dolduruyor. Gerçek benliğinizi, kalıcı olan tek gerçekliği bulduğunuzu anladınız. Gerçek bireysel egonuz evrensel bir egoya dönüştü. Yaratıcının amacını davranışlarınıza uygularsınız ve yaydığınız ışık ilahi varlığa açık olanların kalplerini açar. Bir şeyi bilmek istiyorsanız tek yapacağınız dikkatinizi ona yönlendirmeniz, çünkü ilahi oluşla birliğiniz sayesinde, her şey içinizde var olur. Yaratılış, kendi sınırsız bilincinizde meydana gelen bir oyundur.

Maddenin ilahi bilinçte varolan bir düşünce şeklinden başka bir şey olmadığını ve aslında gerçekten var olmadığını farkedersiniz. Şimdiye kadar gerçek dediğiniz her şey artık bir yanılsama. En büyük boşluğu yaşarsınız, fakat bu boşluk en büyük bollukla aynı şey; çünkü o saf özünde yaşamın ta kendisi ve bu ilahi öz saf mutluluktur.

Taç çakrasının enerjilerine açık olduğunuz yedi yıllık evrede önceden imkansız olduğuna inandığınız bir içgörü ve bütünlük geliştirebilirsiniz. Meditasyon ve kendini adama, artık ilahi kaynağımıza bir iç görü kazandırıyor ve birlik duygusunu yaşamanıza yardım ediyor. Bu kendi içinde yaşama fırsatını kullanmalısınız.

Bir bebeğin bıngıldağı (kafasının tepe noktasındaki oluşmamış bölüm) ilk 9-24 ayda açık kalır. Ömürlerinin bu ilk döneminde bebekler bölünmemiş bir birliğin farkındalığında yaşarlar.

GENİŞ ÖLÇÜDE KAPALI BİR YEDİNCİ ÇAKRANIN ÖZELLİKLERİ

Gördüğünüz gibi, bu noktaya kadar açıklanan çakraların açılması ve uyumlu hale getirilmesi işlemi bize büyük ölçüde bilgi, deneyim ve yetenek kazandırır. Fakat taç çakrası açılmamışsa kendimizi bolluktan ve bütünlükten ayrı hissederiz ve korkudan tamamen kurtulamayız. Çakralardaki tıkanıklıkların açılmasını engelleyen bu korkudur. Yapabileceklerini tam olarak ortaya çıkaramazsak bireysel enerjiler ne yaratılış dansı ile ne de birbiriyle uyum içinde titreşemezler.

Taç çakrasının gelişebileceği yıllarda kendinizi ruhsal gerçeklere açmazsanız, bir belirsizlik duygusu ve amaçsızlık hissedersiniz. Bu duyguları, içinizde daha sık bakmanızı  söyleyen ipuçları olarak değerlendirmelisiniz. Yaşamınızda, ayrıca belli bir hissizlik olduğunu farkedebilirsiniz. Ya da ölüm korkusu sizi daha sık ziyaret edebilir. Belki de bu rahatsız edici duyguları kontrol etmek için aşırı bir uyku, durak bilmeyen hareketliliğe girer ya da kendinizi vazgeçilmez kılmak içn yeni sorumluluklar alırısnız. Çoğu zaman bu durumdaki insanlar hastalanırlar ya da dinlenmek zorunda kalırlar. Bu mesajları gözardı ederseniz yüzeysel bir yaşama biçimine saplanıp kalırsınız ve benliğinizi kısatlarsınız.