BAĞIMLILIK VE BAĞIMLILIĞIN FARKINDALIĞI

“Ben bir bağımlıyım” diyorsun bloğunda…. Bağımlı olmak ne demek?

Çok kısa bir tanım var bunun için; hayatının yönetilemez kılan her şey. Bir de Amerikanvari, daha çok tıp dilinde kullanılan bir tanım var: Sana zarar verdiğini bildiğin halde sana zarar verdiğini bildiğin halde bir şeyi yapmaya devam ediyorsan buna “bağımlılık” denir.

Bağımlılık demek illa ki madde bağımlısı olmak demek değil, değil mi? İlişki bağımlılığı, iş bağımlılığı her şeye bağımlı olabilir insan….

Tabii ki olabilir. Zaten hem madde bağımlılıkları yani fiziksel bağımlılıklar yani; yoksunluğunda vücudunun tepki verdiği bağımlılıklar… Bu ağrı kesiciden tutun herhangi bir maddeye sigaraya, kafeine, herhangi bir maddeye vesaire olan bağımlılıklar. Bir de davranışsal bağımlılıklar var. Davranışsal bağımlılıklarda ortada bir şey yok, yoksunluğunda bir şey hissetmiyorsun. Vücudunun bir tepki vermiyor. Alışveriş bunlardan bir tanesi, internet, sosyal medya, kumar gibi olgusal bağımlılıklar.

Bir insan neden bağımlı olur? Sebepleri ile ilgili yapılan araştırmalar genelde ne söylüyor?

Burada kendimden örnek verebilirim. Tırnak içinde “dezavantajlı” yani işlevsiz ailede büyümek sebeplerden biri sadece. Babam bir alkolikti. Eğer ailede bir bağımlı varsa bağımlılığın genetik olarak aktarımının söz konusu olduğunu öğrendim. İlk önce bir genetik faktör var. Sonrasında çevre faktörü var. Büyüdüğün ortam, geliştiğin ortam. Ben ailede alkolik bir baba ile büyüyenlerdenim. Sevme biçimim o şekildeydi, öğrenme biçimim o şekildeydi. Her şey onunla birlikteydi çünkü o öğrenilmiş hayat var ya, öğrenilmiş çaresizlik demeyeceğim çok klişe oluyor :), o öğrenilmiş hayattan o tecrübeden hayatı algılama biçimin o oluyor.

Babaya karşı bir öfken, bir mutsuzluğun, bir yargın var mıydı?

Farklı gelişiyor. Bende babama karşı nefret on yedi yaşımdan sonra oldu. Ondan önce hatırladığım tüm anılarım babama hep acıma ile bakmak. Babamı hep mutsuz ve kendimi babamı mutlu etmeye çalışırken hatırlıyorum. Sürekli ona yardım etmeye çalışıyordum. Onu çok zavallı buluyordum. Annem olmadığı için babama yardımcı olacak tek kişi benmişim gibi geliyordu. Ablam da erken evlendiği için evde tek kızdım. Sekiz yaşımda evin çocuk annesi olmak gibi bir durumum vardı. On yerdi yaşında ağabeyimi kaybedişimden sonra, bir şekilde o içimdeki acıma duygusu öfkeye dönüştü. Ağabeyimin görevlerini üstlenmiş olmanın verdiği yükle birlikte babaya karşı bir nefret oluştu. Ağabeyimi onun yerine koymuşum. Tabii ki bunu şu an görebiliyorum, o zamanlar farkında değildim.

Kaç kardeşsiniz?

Dört kardeşiz. Vefat eden ağabeyim, ablam, ben ve benden küçük erkek kardeşim.

Diğer kardeşlerinde de bağımlılık bar var mı?

Herkes bir şeylere bağımlı bir yerde ama madde bağımlığı konusunda ailenin şanslısı benim.

Babanla alkol bağımlılığı konusunda hiç konuşma fırsatın oldu mu?

Babamla bu konuyu hiç konuşmadım. Babam vefat edene kadar alkolü hiç bırakmadı. “Bazıları iyileşemeyebilir” diyoruz. Babam da onlardan biriydi. Sekiz yıl önce babam yoğun alkol kullanımından gırtlak kanseri oldu. Sabah kalktığı zaman içmeye başlıyordu. Doktora gitmeye ve ameliyata çok zor ikna oldu. Gittiğimizde de 47 kilo filandı. Akciğere metastaz vardı. Nedense babamla bağımlılığı hakkında hiç konuşmadım; hep onun anlamayacağını düşündüm çünkü biz ne yaparsak yapalım çare olmuyordu. Elimizden onun için bir şey gelmediğini kabul etmemiz gerekti. Babam alkolü bırakmaya hiç yanaşmadı. Üç ay hastanede yattı, çıkar çıkmaz alkole devam etti.

Sen bağımlılarla ilgili bir derneğin yönetim kurulundasın. Burada dikkatini çeken bir şey var mı? Bağımlılıkların baba ile ilişkilerle çok ilişkili olduğu….

Baba da olabilir, anne de olabilir. Aslına bakarsanız kimlik ve rol karmaşasından ortaya çıkan bir durum bağımlılık.

Biraz açar mısın bunu?

Bağımlılığın içinde o kadar çok şey olduğunu öğrendim ki. Birey olma çabası, aidiyet var bir kere. İlk sigara içişimi hatırlıyorum; meraktan içmiştim. İlk alkol alışım tamamen olduğum ortamda kabul edilme ve beğenilme isteğindendi. Kendini beğendirme, kendini gösterme çabası. Bu o kadar çok yaşıyordum ki sadece farkında değildim. Özel okullarda okuyan çocukların marka kıyafet giymek istemesi de aynı şekilde ait olma duygusu. Bilinç dışı yapılan bir şey. Bir de ailede böylesi bir model varsa, onun hareketlerini alıp kopyalıyorsun.

Sen bağımlı olduğunu ne zaman fark ettin?

Ben bağımlı olduğumu dibimi bulduğum zaman fark ettim.

Seni o dibe götüren şey neydi?

Herkesin dibi kendine 🙂

Senin bağımlılığın sadece alkol bağımlılığı mı?

Ben bir bağımlıyım. Çoklu madde kullanıcısıyım. Alkolü pek maddeden saymazdım ancak öğrendikçe anlıyor ve biliyorum ki alkol de bir uyuşturucu. Bir de Ağabeyimin vefatından sonra gelişen reçeteli ilaç bağımlılığım oluştu. Legal ilaçları kötüye kullanma diyelim. Amerika’daki en büyük bağımlılıklardan birisi ağrı kesici bağımlılığı. O kadar çok reçeteli ilaç bağımlığı var ki; soğuk algınlığı ilaçları, öksürük şurupları, burun spreyleri….

Legal ve reçeteli ilaçlara farkında olarak mı bağımlı oluyor insanlar, yoksa farkında olmadan mı?

Farkında olmayan da var. Etrafımda tanıdığım böyle insanlar var; reçeteli ilaç bağımlısı ama farkında değil. Öyle ki bir yakınım, kendi ilaç alıyorken bize de ikram ediyor ama bu yaptığının farkında değil.

Peki sen kendinin bir bağımlığı oluğunu nasıl fark ettin?

Hep kullanıyordum ama bir de bu kendini ait hissetme ihtiyacı yaşam biçimim haline gelmişti. Şehir hayatı, içinde olmaktan keyif aldığım gece hayatı.. Bir ara haftada beş gece dışarıdaydım.

Haftanın beş gecesi dışarıda olmak ve alkol almak bir bağımlılık mıdır?

Günün geri kalanını eğer sadece onu yapmayı düşünerek geçiriyorsan; evet. Hayatının orta noktasına onu koymuşsun demektir. Son dönemlerimde 24 saat madde kullanıyordum ancak bunun farkında değildim. Her bir günümün her bir saati madde kullanarak geçiyordu.

Peki ya iş, aile….

Bir yandan da çalışıyordum ve hatta çok da yoğun bir iş hayatım vardı. Ailem var, arkadaşlarım var. Çok sosyal bir çevrem var.

O yoğun tempo içinde gece hayatının yoğunluğu ne kadar devam etti?

Yaklaşık 2 yıl. Bir süre sonra eve kapanmaya başladım. Kullandığım madde de değişmişti. Eskiden uyarıcı alırken, sonraları çok daha fazla yatıştırıcı almaya başladım.

Bu değişimi isteyen bedenin miydi? Sen miydin?

Madde değiştirmenin çok da bilinçli bir seçim olduğunu söyleyemeyeceğim. En azından benim için öyleydi. Hani çok kahve içersin, ondan bıkarsın bir süre bitki çayı içmeye başlarsın ya, aynı öyle bir durumdu benimki. Bir de etraftaki insanlar değişiyor, ulaşılabilir maddeler değişiyor, ekonomik şartlar değişiyor, vesaire vesaire…

Seni dibe götüren de bu yatıştırıcılar mı oldu?

Ben içime ve evime kapanmış, günün yirmi dört saatini yatıştırıcı maddeler ile geçirirken çok aşık olduğum erkek arkadaşım beni terk etti ve ben kendi dibimi buldum.

Dipten kastın nedir?

Hani hayatın tüm karanlığını damarlarında hissettiğimiz zamanlar olur ya. Her şey “kontrolden” çıkmıştır, üstümüze gelir ve kendi hayatımızı bir kaç metre geriden izleriz. Benim için de öyleydi. Ya değişecektim, ya da değişmeyecek ve yaşayan bir ölü olmayı kabul edecektim.

O noktaya gelene kadar çalışma hayatında ve sosyal hayatında herhangi bir zorluk yaşıyor muydun?

Hayır. Ben madde bağımlısı olduğum kadar, aynı zamanda iş bağımlısıyım da.

Hep eksik olan bir şeyin yerine, bir başka şey koymak diyebilir miyiz bağımlılık için?

Elbette diyebiliriz.

Peki, sen bağımlılıkların ile kendinde hangi eksikliği tamamlıyordun? Böyle bir farkındalık oluştu mu?

O kadar çok şey var ki, tek bir şey söylemek mümkün değil. İlk başta söylediğim gibi kimlik karmaşası var, aidiyet var, kendini iyi hissetme, sevgi, ilgi, onay ihtiyacı var… Hormonal dengeler var… O kadar çok şey var ki… Bende ne eksiklik vardı?. Çocukluktan kalma sevgi ve güvende hissetme ihtiyacı beraberinde kendine karşı sevgisizlik ve güvensizliği de getiriyor. Ben bu ikisinin eksikliğini iş, madde, arkadaş ve insanla dolduruyordum.

Sürekli bir şeylerle uğraşan insanlar, kendilerinde eksik olan bir şeyin üzerine kapatmaya çalışıyorlar diyebilir miyiz? Ne dersin?

Bunun tıbbi bir sebebi de olabilir. Ben hiperaktifim. Ben bir anda bir tek kitap okuyamam, üç kitabı aynı anda okurum. Sadece film izleyemem.

Tıbbi bir tanı olarak “hiperaktivite”den bahsediyorsun değil mi?

Evet. Hareketli, yerinde duramayan biri olmaktan bahsetmiyorum. Baya baya hiperaktif olmak…. Alkolik anne baba çocuklarının hiperaktiviteye çok yatkınlığı var. Şu anda senin gördüğün baskılanmış halim. Konuşmama dikkat ediyorum, hareketlerime dikkat ediyorum. Bu biraz da aldığım satış eğitimlerinin bana katkısı….Ama içeride bitmeyen bir enerji var. Aynı anda birkaç projeyi bir anda yürütmeye çalışan bir Merve var.

Bu durumdan mutlusun ama?

Mutluyum çünkü bu durumun beni rahatsız eden bir yanı yok. Durup kendime vakit de ayırıyorum. Aynaya bakıp “çok güzelsin” diyorum kendime. Nefes almadan çalışıyorum gibi bir durumum yok. Yaptığım her şeyi yapmayı seçtiğimin bilincindeyim. Kimi zaman “Dur Merve” diyorum kendime, duruyorum, düzene sokuyorum ve tekrar devam ediyorum. Duramama gibi bir halim yok. O yüzden mutsuz da değilim.

Peki şimdi seni dibe götüren terk edilme kısmına geri dönmek istiyorum. Seni terk eden sevgilin de madde bağımlısı mıydı?

Alkolikti. Hayatımda da, aşık olduğum iki alkolik adam oldu.

Biri baban biri aşık olduğun adam mı?

İki aşk, bir baba 🙂

Aşık olduğun erkeklerde de baba modelini seçmişsin…

Evet orada bir sonsuz çember var. Farkında olmadan babaya yardım edememiş olmanın eksikliğini tamamlama arzusu olduğunu öğrendim. Ona yardım edemedim ya aklım sıra bir başka alkolik erkeğe yardım edeceğim. İlla ki yardım edecek birini bulacağım. Bu arada iki aşık olduğum insan da dünya tatlısı insanlardır, ikisini de hala çok severim çünkü çok değerli insanlar, çok iyi insanlar ama olmuyor çünkü değişiyorum.

Farkındalığın arttıkça sende ne gibi değişimler oldu?

Yaratıcılığım devreye girdi. Terk edilişimden sonra bir yıl, hiç gün sektirmeden, günlük tutmuştum mesela 🙂

Ne oldu da “bağımlı” olmaktan vazgeçtin?

Bir gece çok kötü bir tecrübe yaşadım. Onca yıl madde kullanımımda neredeyse hiç kötü tecrübe yaşamamıştım ama bir gece evde madde kullanırken ölüyordum.

Yalnız mıydın evde?

Öyle olduğumu sanıyordum. Ev arkadaşım eve gelmişi, ben onunla sohbet etmişim ama sonra onun evde olduğunu unutmuşum. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Kendimi yatıştırmaya çalıştım ama olmadı aksine daha da kötüleşti. En son ev arkadaşımın evde olduğunu hatırladım. Sürünerek onun yanına gittim….

Hemen hastaneye herhalde….

Maalesef hayır çünkü o halde hastaneye gidemiyorsun. Ambulans çağıramıyorsun. Evdeki illegal maddelerden dolayı kimseye bir şey söyleyemiyorsun. Arkadaşım beni yıkadı, bir şeyler yedirdi… Bir süre sonra kendime geldim. O gece kurtulmaya karar verdim.

Neler hissetmiştin o gece? Hatırlıyor musun?

Çok klişe bir cevap ama seviyorum klişeleri. Hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Ailem, arkadaşlarım, babam…. Ve hatta kedim. Ben gidersem kedime kim bakacak diye düşündüğümü çok iyi biliyorum. Bir şans daha istedim, gitmeyi seçmedim.

Ertesi gün kararın aynı şekilde devam etti mi?

Sabah o halde işe gidemedim. Kalktığımda elim ayağım titriyordu. Hem ağlayıp, hem de kendime sigara hazırlıyordum. Bunu nasıl bırakacağım? diye sorup duruyordum kendime.

İlişkilerde de buna benzer şeyler yaşanıyor. İnsan kendisini üzen, yaralayan birinden vazgeçmek istese de yapamayabiliyor.

Tabii. Bağımlı olma hali her şekilde aynı. Sadece araçlar farklı. Kendimi durduramıyordum. Birbirine benzer davranışlar. İyileşmeye ve öğrenmeye başladığımda bu davranışları görebilir hale geldim.

Çıkışı nerede buldun?

Ölümden döndüğüm gecenin sabahında eski sevgilimi aradım, alkolik olanların ilkini. Benim hayatımda önemli bir figürdü. Hem ağabey, hem baba, hem sevgili, hem akıl hocası… Sabah konuşamadık, gece aradı.

O sırada görüşüyor muydunuz?

Hayır. Görüşmüyorduk ama çaresiz kaldığımda aklıma ilk onu aramak gelmişti. Gece aradığında telefonu istemeyerek açtım.

Neden? Vaz mı geçmiştin?

Hayır ama onun konuşacak durumda olmadığını düşünüyordum. “Nasılsa sarhoştur” diyordum ama açtım. İyi ki de açmışım. Ayıktı. Şaşırmıştım. “Sarhoş değilsin sen” dedim. Bir aydır içmediğini söylediğinde ben daha da çok şaşırdım. Bir danışmanla çalıştığını ve çok memnun olduğunu söyledi. Hiç beklemiyordum çünkü o benim için babam gibi bir vakaydı. Onun alkolsüz yaşayamayacağını düşünüyordum.

O zaman ona sen de bırakmak istediğini söyledin mi?

Depresyonda olduğumu, kötü olduğumu, çekip Güney Amerika’ya gitmek istediğimi söyledim… Bırakmak istiyordum ama sadece maddeyi değil, hayatımdaki her şeyi bırakacaktım. Madde tek sorunum değildi ve olamazdı ki benim dışımda hayatımdaki her şey sorundu. 🙂 Birkaç gün sonra beni danışmanı ile tanıştırmak istediğini söyledi. Bir danışmanla çalışırsam ne kaybederim diye düşünüyordum ama bir yandan da kendi kendime başa çıkamamış olmayı da kendime yediremiyordum.

Ve danışmanla tanıştın….

Evet. Bu arada dört gün boyunca kendi kendime içmemeyi başardım. Elimdeki maddelerin bir kısmını tuvalete döktüm, bir kısmını başkalarına dağıttım. Sonra danışmanla, Çiğdem’le, tanışmaya gittim. Orada da karmik bir durum var aslına bakarsan. Ağabeyimin bir kolyesi vardı, kırılmıştı. O öldükten sonra kolyesini ben almıştım. Çiğdem’i görür görmez boynundaki kolye dikkatimi çekti. Ağabeyimin kolyesinin aynısıydı. Bunu bir işaret olarak aldım sanırım. O an danışmanlık almaya kesin olarak karar verdim.

Sana sorduğu ilk soru neydi Çiğdem’in? Hatırlıyor musun?

“Neden buradasın?” diye sordu.

Senin cevabını merak ediyorum…

“Hiçbir şeyden emin değilim. Gerçek ne? Dünya ne? Sevgi var mı, yok mu? Ben var mıyım? Yaşıyor muyum? Hayat ne demek? What is the Matrix ulan?” Sonra Çiğdem kendi hikayesini anlatmaya başladı.

Çiğdem bir bağımlılık danışmanı…

Evet ama aynı zamanda bir bağımlı. İyileşmekte olan bir bağımlı. 13,5 yıldır sigara dahil hiçbir madde kullanmıyor.

Sen?

Ben de iki buçuk yıldır hiçbir madde ya da alkol kullanmıyorum.

Peki neden hala kendini “Ben bir bağımlıyım” diye ifade ediyorsun?

Ben bir bağımlıyım ve bununla yaşamam gerekiyor. Sadece bugünü yaşamayı öğrendim ve bağımlı olduğumu hiç unutmamak bunun için hala bağımlıyım diyorum. Bağımlılık, birlikte yaşamayı öğrenmem gereken kronik bir hastalık.

Danışmanın Çiğdem ile ne kadar süre ve hangi aralıklarla çalıştınız?

Bir yıl boyunca. İlk 3 ay haftada 4-5 gün sonrasında ise seyrelerek seanslar yaptık. Bu arada her kullanma isteğimde ve her baş edemediğim durumda Çiğdem’i arıyordum.

Tedavi sürecinde “danışmana bağımlılık” gibi bir durum yaşadın mı?

Çiğdem’in bana ilk seansımızda söylediği şeylerden biri buydu. “Senin bana bağımlı hale gelmene izin vermem bunu hissettiğim de gerekli önlemi alırım.” İlk bir yılın sonunda bu en büyük korkularımdan birisiydi. İlk bir yıldan sonra 6-7 ay kadar benim tercihim olarak yalnız denemek istedim ama babamı kaybettikten sonra duygusal bir boşluk oluştu ve hayatımda bir dost istedim. Çünkü bir buçuk senelik süreçte bizim ilişkimiz danışan ve danışmandan öteye dostluğa da dönüştü. Şimdi yine Çiğdem ile birlikte bağımlılık konusunda projelerde birlikte çalışıyoruz.

Biraz da dernekten bahseder misin? Çocukken babaya yardım etme isteğini, şu anda bir çok insana yardım ederek gerçekleştiriyorsun…

Bu Çiğdem’in projesi. Çiğdem Sönmez. İstanbul Toplumsal Gelişim Derneği. Derneğin asıl odak konusu bağımlılık ve bağımlılık ile mücadele. Tabii kadına şiddet, çocuk istismarı ve aile içi şiddet de var ama öncelik bağımlılık ile mücadele.

Ne kadar süredir var bu dernek? Ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Çiğdem derneği bir yıl önce kurmuş. Sosyal bilinçlendirme çalışmaları, seminerler, belediyelerle işbirliği ile danışmanlık merkezleri kurmak… Şimdilik faaliyetler bu şekilde.

İnsan kendisindeki bağımlılığı nasıl fark edebilir?

Bir şeyden rahatsızlık duyuyorsa. Alışveriş bağımlısı ise, kredi kartlarını ödeyemiyorsa ve bu durumdan mutsuzsa o zaman kendine dönüp bir bakmalı. Biraz içsel bir çalışma bu. Kişi kendini rahatsız hissettiği anda farkındalık başlar.

Kendisi bağımlı olduğunu farkında değilse, yine de ona yardımcı olmak mümkün mü?

Hayır. Birinci kural kişinin kendisinin destek istemesidir. Kimileri bağımlılığını farkındadır ama bu durumdan memnundur. Babam örneği… Alkolik olduğunu biliyordu, farkındaydı. Biz onun için her şeyi denedik; doktorlar, alternatif yöntemler ama kendisi o şekilde yaşamaktan memnundu. Öyle bir durumda dışarıdan birinin yapabileceği hiçbir şey yok.

Anne ve babalara ne tavsiye edersin? Özellikle madde bağımlılığı konusunda çocuklarını ne şekilde takip etmeliler?

Çocuktaki davranış değişiklikleri önemli bir gösterge. Daha sessiz olması, içine kapanması ya da dışarıda daha fazla vakit geçirmesi…. Bununla alakalı olarak internette “www.yalnızdegiliz.com” isimli bir paltform ve bağımlı yakınlarının Facebook üzerinden Madde Bağımlısı Yakınları Bilgi Paylaşım Ağı adı altında bir araya geldiği bir grup var. Konuyla ilgili çok daha detaylı bilgiye bu platformlar üzerinden ulaşmak mümkün. Bu iki platformda uzmanlar, aile hekimleri, klinik psikologlar, ve bu konuda çalışan herkes bir araya geliyor. Bu platformlar bağımlılara olduğu kadar, bağımlı ailelerine de katkı sağlamak amacı ile oluşturuldu. Ailelerin daha çok okumaları ve araştırmaları gerekiyor. Aslına bakarsanız bağımlılık bir aile hastalığıdır. Aile ne kadar bilinçlenirse, çocuk o kadar bağımlılıktan uzak tutulabilir.

Son bir soru: Hayatta her şey frekans ve titreşim. Muhtemelen madde bağımlılığından kurtulduktan sonra senin de frekansın değişti. Bu frekans değişimi hayatında neleri değiştirdi?

Önceden her şey siyah beyazdı, şimdi her şey renkli. Önceden umut en büyük kötülüktür diyordum, şu an umudum olmasa nasıl yaşarım diyorum. İki farklı Merve var ama hepsi de ben. Kendini kabul ederek devam etmenin rahatlığını yaşamaya başladım. O Merve başka biri gibi ama o da bendim, sadece bir başka formdaydım. Şu anda o da benimle geliyor ama artık ben onun formun bilincindeyim. Artık bir değil, iki kişi gibiyim. Artık yalnız olmadığımı hissediyorum. İçsel benle barışmanın tadına varıyorum. Onunla el ele yürüyorum. Kendime dost olarak aradığım şeyin kendimde olduğunu fark ettim. O yüzden onu artık dışarıda aramıyorum ki bu müthiş bir konfor.

Eskiden çok kalabalık bir sosyal çevrem vardı; o çevre küçüldü. İlk bir yıl boyunca alkollü yerlere girmiyordum, çünkü çok fazla hatırlatma yapıyordu. Aynı şekilde müzik de eskiyi hatırlatıyordu, canımın istemesine neden oluyordu. Bir süre sonra zihnin ve bilinçaltının boşalması adına bir süre bunları yapmamak gerekiyor.
Bir sene kadar sosyal medya hesaplarımı kapattım.

Bütün bunlarla beraber çevren de değişiyor, küçülüyor ama daha sakin yaşamaya başladığın zaman küçük ortamda bile ne kadar fazla şey yaptığını fark ediyorsun. Yaratacak enerjiyi buluyorsun kendinde. Önceki enerjinin boş ve işe yaramayan bir enerji olduğunu fark ediyorsun. Şu anda hayatında yaratım var; yazı yazabiliyorum, insanlarla ilişkim çok güzel, kendimi çok daha net ifade edebiliyorum ki duygularını ya da düşüncelerini korkmadan birine anlatabilmek benim için rüya gibi bir şeydi.

Şu anda bir röportaj veriyorsun…

Evet… Harika. İşte bu hayatımdaki en değerli değişimlerden biri… Artık kendimi kendi istediğim gibi ifade edebilme gücüm var.