Mandala Sanskritçe kökenli bir sözcüktür. Manda (enerji, öz) ve la(kap) anlamını taşıyan kelimelerin birleşimden doğar. Buna dayanarak mandala için, ‘enerjiyi tutan kap’ diyebiliriz.

“Mandala kelimesi, Doğu dillerinde “enerjiyi saklayan kap” anlamına geliyor. Yani mandalayı yaparken ki hisleriniz, dileklerinizin bu mandala tarafından tutulduğuna inanılıyor. Güzel enerjiler yüklediğiniz bir mandalayı tılsım gibi üzerinizde taşımayı ya da duvarınıza asmayı tercih edebileceğiniz gibi, olumsuz enerjileri aktardığınız mandalaları da yakıp küllerini savurarak sembolik bir şifalanma süreci yaratabilirsiniz.”

Mandalalar her zaman daire şeklindedirler, kare şeklindeki motifleri dahi yuvarlak formdadırlar. Ve merkezden başlayarak birbirinden farklı sembollerin bir araya gelmesiyle bütünü oluşturan, bütünü simgeleyen bir desene sahiptir.

Kırk bin yıl öncesine dayandığı bilinen mandalanın mağara duvarlarına çizilen resimlerde izine rastlanmıştır. Günümüzde ismi çoğu kişi tarafından bilinmese de gündelik hayatımızda yerini mutlaka almıştır. Örneğin, kadınlarımızın ördüğü dantel motiflerinde de mandala mevcuttur. Aslında birçok kültür ve dinde değişik isimler altında yerini almaktadır. Tezhip sanatı, çini, kalem işi, dantel motifleri gibi. Mandalanın ne olduğunu anladığınızda, özellikle kutsal olarak bilinen mekanlarda mandala desenlerinin var olduğunu ilk bakışta dahi mutlaka göreceksinizdir. Bu aynı zamanda şunu da göstermektedir. Eski zamanlardan beri aslında bizler mandalanın enerjisini sezgisel olarak biliyor ve bunu da yaşam alanlarımızda da farkında olarak veya olmayarak kullanıyoruz.

Mandala, ruhsal dinginliği, içsel huzuru ve sükuneti sağlamak açısından büyük öneme sahiptir. Çizimini ve boyamasını yapmasanız bile herhangi bir mandalaya baktığınızda dahi rahatlatıcı etkisini hissedeceksinizdir.