TRAMOLA

Tramola rüzgarın üzerine dümen kıran bir aşk romanı.

Gözlerini açtığında hayallerinin götürdüğü yerdeydi Mine.
Gerçek olabilir miydi?
Hayatını gözden geçirdi.
Kolay değildi hiçbir şey. Ne ödüllerle taçlandırdığı kariyeri, ne de anne ve babasının kendisi için seçtiği rol ona aitti.
Ruhuna sığmayan bir elbise giymişçesine içine sıkıştığı hayatı hiç beklemediği bir anda değişmişti.
O gün!
Her şey ‘O gün’ başladı…
O yaşa kadar bastırdığı, karanlıkta kalan ruhunun sessizliği ilk kez sağır ediciydi.
Kalıplarını yıka yıka gelen fırtınaya teslim olduğu açık denizin tam ortasında hayatının dümeni artık ellerindeydi.
İki seçenek vardı önünde:
Ya güvenli bir limana sığınacak ya da TRAMOLA diyen sese kulak verecekti.

ASLINDA ÇOK KOLAY

İçimdeki baykuş der ki;
Kendini değerli hissetmek için başkalarından davet bekleme,
Kendini dengede tutmak için, başkalarının gelip senin omuzlarını
yukarı kaldırmasını bekleme,
Kendini güvende hissetmek için, başkalarının
sana kol kanat germesini bekleme.
Kendini renklendirmek için, başkalarının fırça darbelerini bekleme.
Kendini sevmek için, başkalarının gözlerinin içinde kendini görmeyi bekleme.

İçimdeki baykuş der ki;
Sen biliyorsun senin için güzel olanı,
Başkalarından onay bekleme
Sen biliyorsun kimin ne olduğunu,
Başkalarından hak bekleme.

Mutluluğu yakalamak, dengede ve huzurlu olmak
ASLINDA ÇOK KOLAY!
Çünkü bu nimetlerin anahtarı başkalarında değil, sadece sende.
Hayatındaki bütün kilitlerin tek anahtarı var; sen!
Kilit de sensin, anahtar da.
‘100 Küçük Adım’la kilit değil anahtar olabilirsin sen de !

SANA SÖYLEYECEKLERİM VAR ANNE

Yaklaşık 80 hayat; her cinsiyet ve yaştan,
Kimileri sevgilerini,
Kimileri öfkelerini,
Kimileri kırgınlıklarını,
Kimileri hayranlıklarını,
Kimileri itiraflarını,
Kimileri özlemlerini yazıya döktüler…
Birçok duygu mektup satırları arasında dile geldi,
ANNELERE söylendi.
Yazarken;
Ağladı kimileri…
Kimileri güldü eskileri hatırlayıp…
Duygularını bu kadar çıplak halleri ile satırlara dökerek, mektuplarını bu kitapta buluşturan herkese sonsuz teşekkürler…

GENİŞLETİLMİŞ 2. BASKI E Yayınları – 2014

Kendimi tanımaya çalışıyorum. Korkularımı, hislerimi, endişelerimi, sevinçlerimi… Kısacası; içimde olan her şeyi görmek ve anlamlandırmak istiyorum. Onlarla tanışmak istediğimde ilerlediğim her yol, “anne”me çıkıyor. “Acaba işin kolayına kaçıp, bir günah keçisi mi arıyorum?” diye soruyorum kendime. Başarılarıma ben sahip çıkarken, başarısızlıklarımı annemin kucağına mı atıyorum? Bilmem ki Dedim ya; ne yaparsam yağayım her yol “anne”me çıkıyor. Siz de annenizle bir yolculuk yapmak ister misiniz? Cevap “Evet” ise sayfaları çevirme zamanı gelmiş demektir.

İkinci Adam Yayınların – 2013

BİRAZ SENDEN BİRAZ BENDEN

İnsan yaşadıkça öğreniyor… Her yeni dokunuş, yeni bir bakış açısı getiriyor. Kimi zaman sil baştan öğreniyorsun, kimi zaman öğrendiklerini pekiştirmen için tekrar tekrar deneyimlemen gerekiyor.

Yollar bazen uzun, bazen kısa. Bazen zor, bazen kolay… Bugün zor gelen, yarın kolay… Yaşadıkça şekil değiştiriyor her şey. Nerede bakıyorsun? Nasıl bakıyorsun? Aynı pencereden bakan sen, yeşili de görebilirsin kara bulutları da… Hangisini göreceğini yaşadıkça öğreniyor insan.

BİRAZ SENDEN öğrendiklerin, BİRAZ BENDEN öğrendiklerim bir araya geldiler ve şimdi seninle buluştular.
Bitti mi? Bu kadar mı? Hayır… Devam ediyor, yaşadıkça da edeceğini düşleyerek…

İkinci Adam Yayınları – 2013