Çoğumuzun hayatında o kadar çok uyarıcı ve sorumluluk mevcuttur ki, bir kaç dakika rahatlamayı bir kenara bırakın, bir an için bile bir şey yapmadan oturmamız neredeyse mümkün değil. Bir arkadaşım bu konuyu “bize artık insanoğlu demek yerine ‘yapıcı insan’ denmesi lazım” diye özetlemişti.

Ara sıra sıkılmanın iyi olacağı fikrine ilk olarak, yapacak hiçbir şey olmayan La Corner adındaki küçük bir kasabada, bir terapist ile çalışırken maruz kaldım.

İlk günümüzün sonunda eğitmenime, “akşamları burada eğlenmek için ne yapılır?” diye sorduğumda “Senden sıkılmak için kendine izin vermeni istiyorum. Hiç bir şey yapma. Sıkılmak eğitiminin bir parçası” cevabını aldım. İlk önce şaka yaptığını sandım. “Sıkılmak için ne gibi bir nedenim olabilir ki?” diye sorduğumda bana sadece bir saat ya da daha kısa bir süre için dahi olsa kendime sıkılmak için izin verip buna karşı koymazsam, sıkıntı hissinin yerini huzurun alacağını ve bu alıştırmayı tekrarladıkça rahatlamayı öğreneceğimi anlattı.

Her ne kadar en başta çok zorlandıysam da sonuç inanılır gibi değildi ve eğitmenim kesinlikle haklıydı. Her saniye bir şey yapmaya o kadar alışmıştım ki, gevşemek için kendimle savaşmam gerekti.  Fakat bir süre sonra alıştım ve o zamandan beri bu alıştırma bana çok zevkli gelmeye başladı. Buradaki amaç, saatler boyunca tembellik yapıp zamanı boşa harcamak değil fakat her gün bir kaç dakika boyunca bir şeyler “yapar” olmak yerine sırf “var” olmak olan gevşeme sanatını öğrenmektir. Bunun için bilinçli olarak hiç bir şey yapmak haricinde spefisifik bir teknik yoktur. Sadece hareket etmeden bir yerde oturun, isterseniz pencereden dışarıya bakarak düşünce ve duygularınızı fark edin İlk denediğinizde huzursuz olabilirsiniz fakat her gün biraz daha kolaylaşacak ve sonunda kazancınız muhteşem olacak.

Endişelerimizin ve kendimizle yaptığımız kavgaların bir çoğunun kaynağı, eğlenmek ya da odaklanmak için daima bir şeye ihtiyacı olan ve her an “sırada ne var?” sorusunu soran, meşgul ve aşırı faal olan beyinlerimizdir. Yemek esnasında tatlının ne olduğunu merak ederiz. Tatlıyı yerken yemekten sonra yapacak bir şey bulmaya çalışırız. Daha sonra hafta sonu yapılabilecekleri düşünmeye başlarız. Akşam eve geldiğimizde, sanki bir dakika bile boş kalmkatna ürkermişcesine hemen televizyonu açar, birisini telefonla arar, kitabımızı okumaya devam eder ya da temizlik yapmaya başlarız.

Hiç bir şey yapmamanın güzelliği, size aklınızdakileri boşaltmayı ve gevşemeyi öğretmesidir. Kısa bir süre için beyninizin “bilmemenin” hürriyetini yaşamasını sağlar. Tıpkı vücutlarımız gibi zihinlerimizin de koşturma içinde geçen yaşamlarınızdan teneffüs almaya ihtiyacı vardır. Beyninizin mola almasına izin verdiğinizde daha güçlü, daha keskin, daha odaklı ve daha yaratıcı olursunuz.

Kendinize sıkılmak için izin vermeniz, üzerinizden her saniye bir şeyler yapmak zorunda olmanın yarattığı büyük baskıyı kaldırır. Bu nedenle çocuklarımdan bir tanesi sıkılmaktan şikayetçi olduğunda, “Sıkılmak senin için iyi bir şey. Bir süre sıkıl bakalım,” cevabını verince çocuklarım onların sorunlarını benim çözmem gerektiği fikrinden hemen vazgeçiyorlar.

Eminim bugüne kadar size birinin sıkılmak için kendinize izin vermenizi önereceği hiç aklınıza gelmemiştir. Dedikleri gibi her şeyin bir ilki vardır!

Kaynak: Ufak Tefek Şeyleri Dert Etmeyin / Dr. Richard Carlson