Yargılamayı bıraktığın zaman, o çok zorlandığın affetme çalışmaları var ya, onları da yapmana gerek kalmaz.

Yargılamak nedir? En yalın tabiriyle “haklıyı ve haksızı, iyiyi ve kötüyü, güzeli ve çirkini birbirinden ayırmak” demektir. Peki sen yataktan çıktığın andan itibaren ne kadar çok yargıda bulunduğunun farkında mısın?

Hoşuna gitmeyen bir şey olduğunda, salıveriyorsun bir yargı cümlesini ağzından, rahatlıyorsun değil mi? Seni kırmak istemem ama işin aslı pek öyle değil. Anlık bir rahatlama belki ama uzun vadede göreceğin zarar pek de öyle hafife alınacak gibi değil.

Yargılama bölücü bir nitelik taşır. İnsanı fiziksel bedenine hapseder. Her yargıladığın şey, sen farkında bile olmadan, kalbinde büyük bir ağırlık yaratır. Enerji genişleyemez, genişleyemediği için de büzülür kalır. Ve sen tüm gücünü içine hapsetmiş olursun. Peki şimdi bir soru soruyorum. Sırf karşımızdaki insan bizim onaylamadığımız bir şey yaptı diye, onu yargılayarak, bu ağırlığı yaşamaya değer mi? Benim bu soruya cevabım çok net “Hayır!” ; çünkü ben kendimi seviyorum, kendime değer veriyorum ve kendimi önemsiyorum.

Hem sana bir sır vereyim mi? Yargılamayı bıraktığın zaman, o çok zorlandığın affetme çalışmaları var ya, onları da yapmana gerek kalmaz.

Öyle ya; kimseyi yargılamaz, suçlamaz ve mahkum etmezsen kimi affedeceksin ki?

kaynak: Aslında Çok Kolay | Özlem Çetinkaya